AVUKATLIK

Avukatlık çok kadim bir meslektir. Tarihi eski Roma’ya kadar uzanmaktadır. Eski Roma’da en prestijli meslek avukatlıktır denebilir. Eski Roma’da avukatlar evlerinin önüne diktikleri palmiye ağaçlarıyla tanınmaktaydılar. Avukatlık çok saygın bir meslekti ve avukatların kanun önünde gerçeğin ortaya çıkmasını sağlama gibi görevleri de vardı. Bir avukat konuşma sanatını kullanarak lafları süsleyerek gerçeği olduğundan farklı aktaramazdı. Hatta söz sanatını kullanarak hâkimleri etkileyip gerçekleri örten avukatlar sürülüyordu. En önemli şey gerçeğin yalın bir şekilde örtülmeden dile getirilmesiydi. Bu şüphesiz herkesin takdir edeceği bir medeniyet düzeyidir.
Tarihsel gelişimi içinde avukatlık mesleği hep önemini korumuştur. Hatta Amerika’da Hukuk Fakültesi ikinci bir fakülte olarak okunabilmektedir. Avukatlık yapmak ise çok ağır şartlara bağlanmıştır. Bunun için ciddi sınavlar ve hazırlık evreleri vardır. Ne yazık ki ülkemizde avukatlık hak ettiği yerde değildir. Bunda birçok Hukuk Fakültesi açılması ve eğitim kalitesinin düşmesi etkilidir. Eskiden Hukuk Fakültesi kazanmak çok zordu. Zaten Ankara, İstanbul, İzmir haricinde de yoktu. Sonradan birçok yere açıldı. Bunun yanında özel okullarda açıldı. Taban puanları düştü. Birçok yere açılınca hoca sıkıntısı da çıktı. Çünkü hukukta hoca çok azdır. Hukuk mezunları asistanlığı pek tercih etmez. Çünkü mezun olduğunda avukatlık, hâkim savcılık, kaymakamlık v.s.birçok alanda önü açıktır. Hoca az olduğu için bu yeni açılan okullarda hoca sıkıntısı ortaya çıktı. Velhasıl bu kadar çok Hukuk Fakültesi açılması ve birçok mezun olması sonucu şu anda avukatlık mesleği de can çekişmektedir. Yapılması gereken acilen avukatlık sınavının getirilmesidir. Bu sınavda hâkimlik sınavı gibi zor olmalı böylece hızla artan avukat sayısına karşı bir önlem alınmalıdır.
Herkesin yaşamında bir dönem yolları avukatlarla kesişmiştir. Avukatlık mesleği hayatla iç içe geçmiş bir meslektir. Yurdumuzun birçok ilinde ve ilçesinde o yerin kaldırabileceğinden fazla avukat vardır. Yaşadığımız yer Antalya iklimi ve doğal güzellikleri nedeniyle tercih sebebi olmaktadır. Avukat tavsiye üzerine gidilen kişidir. Şu anda Türkiye’nin dördüncü büyük barosudur ve sayı da hızla artmaktadır.
Avukatlık mesleğinin prestijin korumak da yine avukatların elindedir. Kendini devamlı yenileyen, çok okuyan, mesleğin onur ve haysiyetini korumaya çalışan avukatlar sayesinde avukatlık mesleği varlığını ve önemini korumaya devam edecektir.

İŞ KAZASI TAZMİNAT DAVASI


Maddi Tazminat davası türlerinden biri de iş kazası nedeniyle tazminat davasıdır.
Bu dava türünde görevli mahkeme iş mahkemesidir. Kazanın meydana geldiği yerde de dava açılabilmektedir.
İş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı ise kaynağını işverenin sözleşmesel sorumluluğundan aldığından dolay Borçlar Kanunu 146 m.si gereği 10 yıldır. Yani 10 yıl içinde bu davalar açılabilmektedir.
İş kazası nedeniyle tazminat davasında da maluliyet, kusur ve işçinin aldığı ücret önemlidir. Bu hususların doğru ve net olarak ortaya konması gerekmektedir.
Maluliyet konusunda kaza olayı SGK ya bildirildikten sonra SGK Tahkikat dosyası açmakta ve bu tahkikat sonucunda kaza nedeniyle işçide maluliyet oluşup oluşmadığı, kusur dağılımı konuları belirlenmektedir. SGK tarafından belirlenen maluliyet durumuna karşı hem işverenin hem de işçinin SGK Yüksek Sağlık Kurulu’na itiraz hakkı vardır. Önceden bu başvuru öğrendikten sonra 6 ay ile sınırlıydı. Fakat şu anda SGK Yüksek Sağlık Kurulu’na itiraz için başvuru süresi kaldırılmıştır.
Maluliyet konusunda SGK Yüksek Sağlık Kurulu da rapor verdikten sonra Adli Tıp’tan da rapor alınabilir. Şayet SGK Yüksek Sağlık Kurulu raporu ve Adli Tıp Raporu arasında çelişki varsa bu çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Genel Kurulu’ndan rapor alınmalıdır.
Maluliyet hususu gerçeğe uygun olarak tespit edildikten sonra sıra kusur durumuna gelmektedir. Dosyada tarafların kusur durumunun tespiti için iş güvenliği uzmanlarından oluşan üçlü bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmalıdır. Şayet rapor olayın oluşuna aykırı ve denetime elverişli değilse rapora itiraz edilmeli ve yeniden rapor alınması sağlanmalıdır.

Olduğu ücret net olarak belirlenmelidir.Çoğu zaman gerçekte alınan ücretle bordroya yansıyan ücretin farklı olduğu görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin araştırılarak ortaya konması gerekir. Bunun için mahkemece emsal ücret araştırması yapılır. İşçinin emsali bir işçinin alabileceği maaş meslek odalarından, sendikalardan sorulur, bu konuda gösterilen şahitler dinlenir ve işçinin gerçek ücreti bulunmaya çalışılır.
Maluliyet oranı, kusur durumu ve işçinin aldığı ücret tespit edildikten sonra dosya alınabilecek tazminatın hesabı için hesap bilirkişisine gönderilir. Hesap bilirkişisi kişinin yaşına göre muhtemel ölüm yaşını bulur ve o tarihe kadar kazanabileceği miktarı tespit eder. Maluliyet oranı ve kusur durumunu bu miktara uygulayarak alabileceği tazminatı hesap eder.
Burada önemli olan husus maluliyet raporları, kusur raporları, hesap raporları ince ince tetkik edilmeli yanlışlık varsa buna itiraz edilmelidir. Bu konuda alanında uzman iş kazası avukatı müracaat edilerek davanın takibi sağlanmalıdır. Antalya iş kazası avukatları açısından önemli bir şehirdir. Bu raporlara zamanında itiraz edilmediği takdirde karşı taraf için kazanılmış hak doğmaktadır.

TRAFİK KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI


Tazminat davaları Borçlar Kanunu 49 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.Maddeye göre kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Maddi Tazminat davaları doğduğu sebebe göre çeşitli dallara ayrılmaktadır.Bu yazımızın konusu Trafik kazası nedeniyle tazminat davası olacaktır.
Trafik kazası tazminat davası en az bir motorlu aracın katıldığı bir kazada ölüm ve yaralanma meydana gelmesi halinde karşı taraftan istenen tazminata denmektedir.
Bu davada kazanın meydana geldiği yer kazanın meydana geliş şekli sorumluluğun tespiti açısından önem arz etmektedir.Çünkü kaza sonrası trafik yetkililerince olay yerinde kaza tespit tutanağı tutulmakta ve sorumlular belirlenmektedir.Kaza nedeniyle aracında hasar meydana gelen veya yaralanan kişiler bu sorumluluk esaslarına göre karşı taraftan tazminat talebinde bulunabileceklerdir.
Bu nedenle belki de bu davalarda en önemli husus kazadan sonra tutulan tutanaktaki sorumluluk ayrımıdır.Kaza nedeniyle zarara uğrayan kişi kusur kendisine verildiği için karşı taraftan talepte bulunamayacaktır.Bu gibi durumlarda kaza yapanlar kendi derdiyle uğraşırken tutulan tutanağa nezaret etmemekte ve trafik yetkililerince de bazen tutanaklar yanlış tutulmaktadır.Tutanak tutulurken başında bulunulmalı ve yetkililere olay anlatılarak aydınlatılmalıdır.Kazadan sonra araçlar yerinden oynatılmamalı ,kazayla ilgili fren izleri,far kırık parçaları v.s.deliller trafik yetkililerine gösterilmeli tutanağın olaya uygun şekilde tutulmasına yardımcı olmalıdır.Bu gibi kazalarda şayet tutanak tutulurken başında bulunmadık sonradan tutanağı aldığımızda da kusurun yanlış bir şekilde tarafımıza verildiğini görmemiz halinde hemen olay yerinde izler kaybolmadan mahkeme eliyle bir tespit yaptırmalıyız.Bu gibi durumlarda alanında uzman bir trafik kazası avukatı ile hareket edilmelidir.
Dava açılmadan önce delillerin toplanması bu davalarda çok önemlidir.Kaza yerindeki izler ve emareler kaybolmadan gerekli tespitler yaptırılmalı,olayı gören şahitler tespit edilip isim ve adresleri alınmalıdır.Bunlar davayı takip edecek avukata verilmelidir.
Trafik kazası tazminat davası açısından en önemli hususlar maluliyet,kusur ve ücretin tespitidir.
Kaza nedeniyle yaralanma meydana geldi ve bu da bir maluliyete yol açtıysa bunun derecesinin doğru olarak tespiti gerekmektedir.Maluliyet konusunda Adli Tıp’tan rapor alınmalıdır.
Kazada hangi tarafın kusurlu olduğunun tespiti de önem arz etmektedir.Eğer kazadan sonra tutulan tutanak yanlışsa olay yerinde izler kaybolmadan mahkeme eliyle bir tespit yaptırmalıdır.Araçların geliş istikameti kazanın olduğu yerin ana yol tali yol ayrımı kusurun tespiti açısından önemlidir.Bu hususlar iyice irdelenmeli ve buna göre gerekli tespitler yaptırılmalıdır.
Kusur ve maluliyetten sonra üçüncü çarpanımız ücrettir.Kişinin aylık kazancına göre alabileceği tazminat değişmektedir.Aylık ücret bazen resmiyete yansıdığından farklı olabilmektedir.Bu durumda aylık ücretin araştırılması ve tespiti gerekmektedir.Bu da emsal ücret araştırmasıyla olmaktadır.
Maluliyet,Kusur ve ücret netleştikten sonra dosya hesap bilirkişisine gönderilmekte ve kişinin alabileceği tazminat belirlenmektedir.Hesap bilirkişisi tarafından kişinin kalan ömrü PMF tablosuna göre belirlenmekte ve aldığı ücret,maluliyet oranı ve kusuru olaya uygulanarak alabileceği tazminat hesaplanmaktadır.Bilirkişi raporları da titizlikle incelenmeli ve hesaplamalarda bir yanlışlık olup olmadığı dikkatlice kontrol edilmelidir.
Önemli bir hususta bu davalarda zaman aşımıdır.Trafik kazalarında zamanaşımı olayın olduğu tarihten itibaren iki yıl ve her halükarda on yıl geçmesiyle sona erer.Eğer olayda yaralanma var ise ceza davasındaki zamanaşımı devreye girer.Ceza kanununa göre en düşük zamanaşımı 8 yıldır.

TAZMİNAT DAVASI

Tazminat Davaları hakkında uygulamaya dönük genel bir bilgi verilecek olursa şu ana hatlarla izah edilebilir.
Tazminat Davaları Borçlar Kanunu 49.Madde ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
B.K.49 m.si kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarara verenin bu zararı gidermekle yükümlü olacağını düzenlemektedir.
Bu kusurlu ve hukuka aykırı eylem kişinin mal varlığında bir eksilmeye yol açtıysa maddi tazminat davası,şayet ruhi dünyasında bir zarara yol açtıysa manevi tazminat davası gündeme gelecektir.
Maddi Tazminatı gerektiren hukuka aykırı ve kusurlu eylem değişik şekillerde meydana gelebilir.Örneğin Trafik kazası,iş kazası,Doktor hatası ( Malpraktis),sözleşme ihlali,suç işlenmesi,Telif haklarının ihlali,Yazılı veya görsel basın veya sosyal medya üzerinden kişilik haklarının ihlali nedenleri bunlar arasında sayılabilir.Şayet bu haksız ve kusurlu eylem kişinin ruhi dünyasında da zararlara yol açtıysa manevi tazminatta gündeme gelmektedir.
Maddi ve manevi tazminat davası ayrı ayrı açılabileceği gibi birlikte de açılabilir.
Bunun yanında idarenin hukuka aykırı ve kusurlu eylemleri sonucu maddi ve manevi zarar oluştuysa açılacak olan dava tam yargı davasıdır ve bu dava da görevli mahkemede idare mahkemesi olacaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri de zaman aşımı ‘dır.Maddi ve manevi tazminat davaları için konusuna göre farklı zaman aşımı süreleri düzenlenmiştir.
Tazminat davası B.K.72 m.sine göre zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın ve her halükarda olayın üzerinden on yılın geçmesiyle zaman aşımına uğramaktadır.Ancak tazminat ceza kanunlarının o olay için daha uzun bir zaman aşımını öngördüğü bir fiilden kaynaklanmış ise bu zaman aşımı uygulanacaktır.
İş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında zaman aşımı 10 yıldır.
Boşanma davası neticesinde maddi ve manevi tazminat davası açılacaksa zaman aşımı boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıldır.
Sözleşmenin ihlali nedeniyle açılacak tazminat davalarında zaman aşımı süresi 10 yıldır.
Trafik kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında zaman aşımı süresi 2 yıl ve her halükarda 10 yıldır.Fakat trafik kazası sonucu yaralanma veya ölüm vuku bulduysa zaman aşımı süresi o fiil için ceza kanununda belirlenen zaman aşımı olacaktır.
Tazminat davalarında bir diğer önemli hususta deliller kaybolmadan zamanında ve doğru olarak bunların tespit edilmesidir.Örneğin bir trafik kazasında olayın şokuyla kazayı yapan taraflar bazı hususlara dikkat etmemektedir.Olayın şokuyla araçlar yerinden oynatılmakta,olayı gören şahitler tespit edilmemekte,ehliyet ruhsat sigorta evrakları gibi belgeler tedarik edilmemekte bu da ileride sorunlara yol açmaktadır.Mümkün olduğu mertebe trafik yetkililerince kaza olayı ile ilgili tutanak tutulurken başı beklenmeli onları kazanın nasıl olduğuyla ilgili bilgilendirmeli kaza raporunun doğru bir şekilde tutulması sağlanmalıdır.Uygulamada sıkça karşılaşıldığı üzere kaza raporu tutulurken kazanın tarafları kendi derdiyle uğraştığından veya o anda orada olmadıklarından dolayı trafik yetkilileri kazanın nasıl olduğunu kendileri anlamaya çalışmakta ve bazen olayla tamamen ters tutanaklar tutulabilmektedir.Böyle bir durumda daha kaza yerinde izler tazeyken mahkeme aracılığıyla deliller kaybolmadan ivedilikle bir keşif yaptırmalıdır.Bazen aradan bir müddet geçtikten sonra kazanın tarafları avukata müracaat etmekte kusuru olmadığı halde kaza tutanağına göre kendisine kusur verilmiş olmakta ama aradan zaman geçtiği için yağan yağmur,olay yerinden geçen insanlar araçlar yüzünden olay yerinde örneğin fren izleri v.b. deliller kaybolmuş olmaktadır.Veya kazayı gören şahıslar o gün tespit edilemediği için sonradan bunları tespit etmekte güçleşmektedir.Delillerin zamanında tespiti bu davalar için çok önemlidir.Çünkü ileride bütün yargılama bu deliller üzerinden yürütülecektir.Bu hususlar trafik kazası,iş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında önem arz etmektedir. Bu nedenle alanında uzman bir tazminat avukatı ile birlikte hareket etmek gerekir.
Tazminat davasını hukuka aykırı eylemden zarar gören kişi açabilir.Ölüm halinde ölenin yakınları destekten yoksun kalma tazminatı davası açabilirler.
Maddi Tazminat davası çeşitleri kendi içinde özellikleri olan ve her biri ayrı bir yazı konusu teşkil edeceği için bu davaların ayrıntılarına bu yazımızda girmiyoruz.
Manevi Tazminat davaları da yukarıda yazımıza başlarken izah ettiğimiz üzere hukuka aykırı ve kusurlu eylemin işinin ruhi dünyasında yol açtığı zararların giderilmesine ilişkin davalardır.
Manevi Tazminat davalarında da zaman aşımı süreleri maddi tazminat davaları ile aynıdır.Bunun dışında ispat yönünden bazı farklılıklar vardır.Kişi hukuka aykırı ve kusurlu eylemin ruhi dünyasında yol açtığı zararları ispat etmek zorundadır.Soyut bir şekilde psikolojim bozuldu,yıkıldım gibi iadelerle tazminat talebinde bulunup ispata yönelik deliller sunulmadığı takdirde tazminat talebimiz kabul görmeyecektir.Bu iddiamızın ispatına yönelik deliller mahkemeye sunulmalıdır.Örneğin psikolojik tedavi gördüğüne dair tedavi kayıtları varsa kullandığı ilaçlar reçeteler ve bunun yanında takdire delil olarak tanık beyanlarıyla bu hususlar ispat edilmelidir.Bir diğer hususta manevi tazminat bir zenginleşme aracı değildir.Olayla mütenasip bir miktar belirleyip talepte bulunmalıdır.Uygulamada bazen olayla örtüşmeyen çok afaki miktarlar talep edildiği ve bu taleplerin reddi halinde karşı ücreti vekaletler ödendiği görülmektedir.Elbette ki manevi tazminatın bir parayla ölçülmesi mümkün değildir.Fakat bu konuda yargıtay kararlarıyla da bazı standartlar belirlenmiş olup bu konuda bir avukat eliyle bu davaların takip edilmesi uygun olacaktır.Uygulamada gözlemlenen bir diğer hususta hasar danışmanlık şirketlerinin kaza yapan kişileri tespit edip bunlarla iletişime geçip bunların vekaletini alması ve sigorta şirketinden tazminatlarını tahsil etmesidir.Her şeyden önce daha maluliyet,kusur gibi tazminatın hesabında önemli olan çarpanlar netleşmeden farazi durumlara göre hesap yapılamaz.Bu gibi durumlarda sigorta şirketlerinden alınan miktarlar gerçek bedeli yansıtmayacaktır. Ayrıca manevi tazminat sigorta teminatı dışında olduğundan ödenen bedelin içinde yer almamaktadır. Bu gibi durumlarda bu davaları açılması da unutulabilmektedir. Bunlara asla tevessül edilmemelidir.Çünkü bu kişiler hukukçu veya bu konunun uzmanı değildir.Bu gibi durumlarda tazminat davaları konusunda uzman bir avukata müracaat edilmelidir. Tazminat Davalarına bakan avukatlara halk arasında Tazminat Avukatı denilmektedir.
Unutulmaması gereken bir hususta maddi tazminat davasının türüne göre hangi taleplerde bulunulacağının doğru tespitidir.Örneğin iş kazası veya trafik kazası nedeniyle bir yaralanma meydana geldiyse bakıcı giderlerini talep etmeyi de unutmamalıdır.Bu talep edilmezse bilirkişi bu konuda hesaplama yapmayacaktır.
Tazminat davalarında üç çarpan vardır.Maluliyet oranı,kusur durumu ve ücret.
Maluliyet oranının ve kusur durumunun doğru tesbiti,gerçek ücretin ortaya konması alınacak olan tazminat miktarını etkilemektedir.Bu nedenle maluliyet tespiti için SGK ‘nın belirlediği maluliyet oranına karşı SGK Yüksek Sağlık Kurulu’na itiraz edilmeli,daha sonra Adli Tıp’tan rapor alınmalıdır.Adli Tıptan maluliyet raporu alınacağında yazılacak müzekkereye mutlaka meslek kodu da belirtilmelidir.Eğer SGK Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Raporu arasında çelişki varsa bu çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınmalıdır.
Maluliyet hususu hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tespit edildikten sonra kusur durumu da netleştirilmelidir.Kusur ve maluliyet netleştikten sonra kişinin aldığı ücrette doğru bir şekilde belirlenmelidir.İş kazalarında çoğu zaman bordrolarda gözüken ücret gerçek ücreti yansıtmamaktadır.Bu durumda mahkemece emsal ücret araştırması yapılacaktır .
Şayet kişi işsiz veya ev hanımı ise asgari ücretten hesap yapılacaktır.
Maddi Tazminat davalarında bilirkişi raporları da iyi incelenmelidir.Bu hesaplamalar teknik konular ihtiva etmekte olup iş kazası avukatı,trafik kazası avukatının bu hesaplamalardan en az hesap bilirkişisi kadar anlaması gerekmektedir.
Başlarken de ifade ettiğimiz gibi bu yazımız bilimsel bir makale olmaktan ziyade daha çok uygulamaya dönük bilgiler içeren ve maddi tazminat davalarını genel hatlarıyla ele alan bir yazı olup okuyanlara faydalı olmasını dilerim.